MURİSİN
HENÜZ VADESİ GELMEMİŞ ALACAKLARI İLE İHTİLAFLI ALACAKLARI,
SAĞLIĞINDA
TAHAKKUK EDEN FAKAT BİZZAT ALINAMADAN ÖLÜMÜ ÜZERİNE,
VARİSLERİ
TARAFINDAN EMEKLİ SANDIĞINDAN ÇEKİLECEK
İKRAMİYE İLE
PROMOSYON
ÜRÜNLERİ, NUMUNE VE EŞANTİYONLARIN VERASET
VE
İNTİKAL VERGİSİ UYGULAMASINDAKİ DURUMU
M. Nadir ARICA
Maliye Bakanlığı
Gelirler Baş Kontrolörü
1- Murisin Henüz Vadesi
Gelmemiş Alacakları İle İhtilaflı Alacaklarının Mirasçılara İntikali Veraset ve
İntikal Vergisinin Konusuna Girer:
7338 sayılı Veraset
ve İntikal Vergisi Kanununun, verginin konusunu düzenleyen birinci maddesinde;
murisin alacaklarının, mirasçılar tarafından nakten veya hesaben iktisap
edileceği konusunda herhangi bir ayrıma gidilmemiştir. Diğer bir ifadeyle,
intikal tarihi itibariyle murisin henüz vadesi gelmemiş alacaklarının vergiden
istisna tutulması ya da verginin kapsamı dışında bırakılması konusunda herhangi
bir hüküm getirilmemiştir.
Ayrıca, Medeni
Kanunun miras hukuku ile ilgili bölümünde de, alacaklar yönünden vadesi
gelenler veya gelmeyenler şeklinde bir ayrım yapılmamış; bilakis, terekenin
murise ait tüm alacak ve borçları kapsadığı belirlendikten sonra, terekenin
(mal varlığının) mirasçılara bütünü ile intikal edeceği hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Yukarıdaki hükümlerin
yanısıra, 7338 sayılı Kanunun ikinci maddesinin (b) fıkrasında, murisin tüm
alacakları, “mal” kavramının içerisinde mütalaa edilmiş; aynı
Kanunun 13'üncü madde hükmü ile de, murisin sağlığında icra dairesine veya
mahkemeye intikal etmiş ve fakat ölümün vukubulduğu tarihe kadar karara bağlanmamış
(kesinleşmemiş) alacak ve borçlarının da mükelleflerce (mirasçılarca) beyan
edileceği esası getirilmiştir. Aynı maddede, ihtilaflı alacak ve borçlara ilişkin
vergilendirme işlemleri konusunda da özel düzenleme yapılmıştır.
Genel mahiyetteki bu
açıklamalarımızdan sonra, murise ilişkin alacak ve borçların verginin konusuna
girip girmeyeceği konusundaki uygulamayı iki nokta etrafında toplayabiliriz.
a) Murise ait
ihtilafsız alacakların, ölüm tarihi itibariyle vadesinin gelip gelmediğine bakılmaksızın,
verilecek beyannamede aynen gösterilmesi gerekir. Beyannamede gösterilecek bu
alacakların vergisi, tahakkuk işlemini takiben ödenecek hale gelir.
b) Muris hayatta
iken, icra dairesine veya mahkemeye intikal eden; ancak, ölümünden önce
kesinlik kazanamayan ve dolayısıyla mirasçılara intikalinden sonra da ihtilaflı
durumu devam eden alacak ve borçlara ilişkin vergi, ihtilaf sonuçlanıncaya kadar
tecil edilir. İhtilafın sonucuna göre vergi terkin veya tahsil edilir.
2- Murisin Sağlığında
Tahakkuk Eden Fakat Onun Tarafından Alınamadan Ölümü Üzerine, Varisleri Tarafından
Emekli Sandığından Çekilecek İkramiye Vergiye Tabi Değildir:
Muayyen hizmet
süresini tamamlayarak emekliliğe hak kazanan, ancak, emeklilik işlemi
sonuçlanmadan ölümü üzerine, sigortalının dul ve yetimlerine Emekli Sandığınca
ödenecek emekli ikramiyesi, veraset ve intikal vergisine tabi olmayacaktır.
Çünkü, Kanunun dördüncü madde (g) fıkrası hükmü ile, muayyen hizmet süresini
ikmal ederek emekli olamadan ölen memur ve hizmetliye verilmesi gereken ve
vefat ettiği için dul ve yetimlerine ödenen emeklilik ikramiyeleri vergiden
istisna edilmiştir.
Verginin konusuna
giren ancak istisna edilen emekli ikramiyeleri ile ilgili işlemlerde iki
noktaya özellikle dikkat etmek gerekecektir. Şöyle ki;
a) Kanunun dördüncü
madde (g) fıkrasındaki istisna hükmü, sadece, murise sağlığında ödenmeyen
emekli ikramiyesinin dul ve yetimlerine ödenmesi halinde geçerlidir.
b) Murisin sağlığında
bizzat aldığı emekli ikramiyesinin, daha sonra ölümü üzerine dul ve yetimlerine
nakit olarak kısmen veya tamamen intikali ise vergiye tabi tutulacaktır. Çünkü,
bu durumda, intikal eden para miktarı, emekli ikramiyesi olma niteliğini
kaybetmiştir ve dolayısıyla terekeye dahil bir servet unsuru olarak vergilendirilecektir.
Memur ve hizmetliler
ile ilgili bir diğer önemli hususu daha belirtmekte yarar görüyoruz. Şöyle ki;
Murisin ilgili kuruluştan
tahakkuk eden ancak sağlığında bizzat alınamayan “maaş farkları” nın, daha sonra mirasçılarına ödenmesi halinde, bu
intikal de verginin konusuna girecektir. Çünkü, bu tür intikal ile ilgili
olarak Kanunda herhangi bir istisna hükmü getirilmemiştir.
3- Promosyon Ürünleri,
Numune ve Eşantiyonlar ile Firmalar Tarafından Düzenlenecek Kur’a Sonucunda Müşterilere
Verilecek Hediyelerin Veraset ve İntikal Vergisi Karşısındaki Durumu:
Bilindiği gibi ticari
hayatta, ticareti yapılan mallara olan talebin artırılması amacıyla, bir takım
pazarlama teknikleri geliştirilmekte; satışı yapılan malın yanında bir başka
malın ayrıca herhangi bir bedel alınmaksızın verilmesi de sıkça karşılaşılan
bir pazarlama yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Firmaların, iktisadi
faaliyetlerini genişletme, emsal işletmelerle rekabet edebilme, üretim veya satışını
yaptıkları mallara olan talebi koruma veya artırma amacıyla bir malın yanında
başka bir mal verilmesi şeklinde gerçekleşen işlemlerde, promosyon ürünü açısından
bir bedelsiz teslim söz konusu olmamaktadır. Çünkü, firmanın genişleyen
faaliyetiyle bağlantılı olarak işletmede yaratılan katma değer artmaktadır.
Kaldıki, piyasadan satın alınan veya ithal yoluyla temin edilen malların
promosyon ürünü olarak müşterilere verilmesi mükellefler açısından pazarlama
gideri niteliğini taşımakta ve bu malların alış bedelleri Gelir Vergisi Kanununun
(40/1)'inci maddesi çerçevesinde gider olarak kayıtlara intikal
ettirilebilmektedir.
Meseleye bir başka açıdan
bakıldığında ise, asıl aldığı malın yanısıra promosyon ürünü olarak ikinci bir
malı alan müşterinin de, ödediği bedel içinde promosyon ürününe ait alış
bedelinin de olduğunu söylemek zor olmayacaktır. Örneğin, 400 kupon karşılığında
okuyucularına televizyon vermeyi taahhüt eden bir gazeteyi satın alan ve
gerekli sayıda kuponu toplayan okuyucunun belirli süre sonunda alacağı
televizyonun bedelsiz (ivazsız) iktisabından söz etmek gerçeğe uygun olmayacaktır.
Yukarıdaki açıklamalarımızdan
da anlaşılacağı üzere, iktisadi işletmelerin bir pazarlama tekniği olarak müşterilerine
promosyon ürünü vermeleri halinde, buradaki mal edinmeyi bir ivazsız intikal
kabul ederek söz konusu intikalden veraset ve intikal vergisi aranması düşünülmemelidir.
Firmaların belirli
zamanlarda ve özellikle de dini bayramlarda ve yılbaşlarında kendi tanıtımlarını
yapmak amacıyla herhangi bir bedel almaksızın verdikleri hediyeler ile firmaların
halen satışını yaptıkları veya piyasaya yeni sürecekleri bir ürünün tanıtımı
için ürettikleri numune malları bedel almaksızın vermeleri halinde ise durum
yukarıdakinden farklılık göstermektedir. Çünkü, burada promosyon ürününün
iktisabında olduğu gibi karşı tarafın herhangi bir bedel ödemesi söz konusu değildir.
Ancak, buradaki hediye, eşantiyon ve benzeri adla verilen emtia ile tanıtım
amacıyla numune olarak bedelsiz bırakılan emtiaların bedeli genelde, 7338 sayılı
Kanunun dördüncü maddesinin (d) fıkrasında ivazsız intikaller için tanınan
maktu istisna hadlerini aşmamakta ve bu nedenle de fiilen bir vergileme genelde
söz konusu olmamaktadır. Ancak, intikal tarihi itibariyle yürürlükte bulunan
söz konusu istisna haddini aşan tutarlardaki iktisaplar ise teamüllere göre
hediye ya da eşantiyon olarak kabul edilemeyeceğinden veraset ve intikal
vergisine tabi tutulması kaçınılmaz olacaktır. Örneğin, bir ilaç firmasının yeni
ürettiği bir ilacın pazarlanmasında belirli cironun aşılması üzerine bir kısım
doktor ya da eczacıyı yurt dışı seyahatine göndermesi, birer otomobil hediye
etmesi gibi.
Yukarıdakilerin yanısıra,
uygulamada firmalar özellikle ticari faaliyetlerini canlı tutmak amacıyla
ikramiye kampanyaları da düzenlemekte ve bu kampanyalar sonucunda sadece kur’a
ile belirledikleri müşterilerine herhangi bir bedel almaksızın daha önce
taahhüt ettikleri mal ve hakları vermektedirler. Buradaki iktisapta, bir ivazsız
intikal olduğu tartışmasızdır. Diğer bir ifadeyle, firmalar tarafından müşterileri
arasında düzenlenen ikramiye kampanyalarında kazanılan ikramiyeler ivazsız
intikal olarak kabul edilerek veraset ve intikal vergisine tabi tutulmaktadır.
7338 sayılı Kanunun dördüncü maddesinde öngörülen ve intikal tarihi itibariyle
geçerli bulunan maktu istisna haddinin aşılması halinde kendilerine ikramiye çıkan
kişilerin bu iktisapları veraset ve intikal vergisine tabi tutulmaktadır.