DEVLET
MEMURLARI LİMİTED ŞİRKETE ORTAK OLABİLİR Mİ?
I- GİRİŞ
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK)' nın 4/ A maddesinde memur; "
Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, devlet ve diğer kamu tüzel
kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu
hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu Kanun'un uygulanmasında memur
sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Bu Kanun' a göre bir kimsenin memur
sayılabilmesi için;
- Anılan Kanun' un 1. maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlardan aylık almak,
- Asli ve sürekli olarak kamu görevi yapmak,
- Atama ve idari hiyerarşi içinde göreve getirilmiş olmak,
şartlarını taşıması gerekmektedir.
DMK' nın kapsamına giren memurlar, Kanun' un 1. maddesinde şöyle
belirtilmiştir:
- Genel bütçeli kurumlarda çalışan memurların bir kısmı,
- Katma bütçeli kurumlarda çalışan memurların bir kısmı,
- İl özel idareleri ve belediyelerde, buraların kurdukları birliklerde çalışan
memurlar,
- 657 sayılı Kanun' a tabi kurumlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda çalışan
memurlar;
- Kefalet sandıklarında çalışan memurlar,
- Beden terbiyesi bölge müdürlükleri bütçesinden aylık alan memurlar,
Devlet memurlarının yükümlülükleri, Kanun' un 6-16. maddesinde ödev ve
sorumlukluklar bölüm başlığı altında, 17-25. maddelerinde genel haklar bölüm
başlığı altında ve 26-31. maddelerinde de yasaklar bölüm başlığı altında
düzenlenmiştir.
DMK' nın " Ticaret ve Diğer Kazanç Getiri Faaliyetlerde Bulunma
Yasağı" başlıklı 28. maddesinin genel bir değerlendirmesi-Yargı kararları
ve Devlet Personel Başkanlığı' nın görüşlerini de içerecek şekilde- yazımızın
konusunu oluşturmaktadır.
II- YASAL DÜZENLEMELER VE KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ
657 sayılı DMK' nın ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma
yasağı başlıklı 28. maddesinde memurların Türk
Ticaret Kanunu ( TTK )' ya göre ( Tacir ) veya ( Esnaf ) sayılmalarını
gerektirecek bir faaliyette bulunamayacakları, ticaret ve sanayii
müesseselerinde görev alamayacakları, ticari mümessil veya ticari vekil veya
kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkete komandite ortak
olamayacakları hüküm altına alınmıştır. Maddenin devamında memurların üyesi
oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatıfleri ile kanunla kurulmuş yardım
sandıklarının yönetim ve denetim kurulları üyelikleri görevleri ve özel
kanunlarda belirtilen görevlerin bu yasaklamanın dışında olduğu belirtilmiştir.
TTK' nın 14. maddesine göre tacir, bir ticari işletmeyi kısman dahi olsa knde
adına işleten kimsedir. Ticarethane, fabrika ve ticari şekilde işletilen diğer
müesseseler ise TTK' ya göre ticari işletme sayılır ( TTK md. 11 ). Nitekim
melerin ticarethane, nelerin fabrika ve nelerin ticari şekilde işletilen diğer
müesseseler arasında değerlendirileceği de yine TTK' nın 12 ve 13. maddelerinde
düzenlenmiştir.
TTK' nın 17. maddesine göre esnaf ise, ister gezici isetn bir dükkanda veya
sokağın muayyen yerlerinde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyet nakdi
sermayeden ziyade bedeni çalışmasına dayanan, kazancı ancak geçimine yetecek
derecede olan sanat ve ticaret erbabı, olarak tanımlanmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde devlet memurlarının tacir ve esnaf
sıfatını kazanmalarını gerektirecek ( Kanun' un özel düzenlemelere ilişkin
hükümleri saklı kalmak kaydıyla) ticaret veya kazanç getirici faaliyetlerde
bulunmaları Kanun' un amir hükmü gereği yasaktır.
TTK' ya göre;
- Tacir niteliği taşıyan tüzel kişiler;
* Ticaret şirketleri,
* Amacına varmak için ticari işletme işleten dernekler,
* Kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri çerçevesinde
yürütülmek veya ticari şekilde işletebilmek üzere devlet, il, belediye
gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve kurumlar,
- Ticaret
şirketleri ise;
* Kollektif şirketler,
* Komandit şirketler,
* Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler,
* Anonim şirketler ( AŞ ) ve
* Limited şirketler ( Ltd. Şti. ) dir.
657 sayılı DMK' nın 28. maddesi gereği devlet memurlarının ticaret ve sanayi
müesseselerinde görev almaları, ticari mümessil veya ticari vekil veya
kollektif şirketlerde ortak veya komandit
şirketlerde komandite ortak olmaları yasak kapsamında olmasına karşın, maddede
ifade edilmeyen AŞ ve Ltd. Şti. karşısında, devlet memurlarının durumu ne
olacaktır? Diğer bir ifadeyle devlet memuru, AŞ veya Ltd. şirkete ortak
olabilecek midir?
AŞ beş veya daha fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından iktisadi amaçla
kurulan, muayyen sermayesi bulunan, borçlarından dolayı yalnız mameleki ile
mesul olan ticaret şirketleridir. Şirketin üçüncü şahıslara karşı mesuliyeti
şirket mameleki ile sınırlandırılmış olup, alacaklılar şirket mal varlığından
alacaklının elde edemezlerse ayrıca ortakların mallarına müracaat edemezler.
Ortakların mesuliyeti taahhüt ettikleri sermayeyi ödemekle sona erer.
AŞ' ler, kollektif şirketlerin aksine, bütün ortaklar tarafından idare ve
temsil edilmezler. TTK' nın 317. maddesi uyarınca AŞ, idare meclisi tarafından
idare ve temsil olunur. Buna göre AŞ' nin kanuni temsilcisi, idare meclisi yani
yönetim kuruludur.
Genel kural bu olmakla birlikte TTK' nın 319. maddesinde yönetim kuruluna ait
olan şirketi idare ve temsil yetkisinin; esas sözleşme ile yönetim kurulu
üyelerinin en az biri veya birden fazlasına veya esas sözleşme ile genel kurula
veya yönetim kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu üyesi olmaları
şartıyla murahhas üyeler veya şirkette pay sahibi olmasalar bile sorumlu
müdürlere devredilebileceği belirtilmiştir. Buna göre temsil ve idare yetkisi
murahhas üyelere veya pay sahibi olmayan müdürlere bırakılmış ise yönetim
kurulu üyeleri kanuni temsilci sıfatını taşımaktadır.
Bu açıklamalar çerçevesinde devlet memurunun AŞ' ye kurucu ortak dahil ortak
olmaları, kanuni temsilci sıfatını kazanmadıkları müddetçe mümkündür. Yani
memurların AŞ' nin yönetim kurulu üyesi olmamaları, şirket yönetimi
üstlenmeleri halinde şirketin ortağı olmalarına engel, yasal bir düzenleme
mevcut değildir. Ancak 657 sayılı Kanun' un 28. maddesinde yer alan "
ticaret ve sanayi müesselerinde görev alamazlar" hükmü gereği memurlar
yönetim kurulu ile beraber denetim kurulanda da görev alamazlar.
Nitekim Danıştay, verdiği bir kararda (1) üniversite öğrenim üyelerinin kurucu
ortak sıfatıyla AŞ' ye ortak olmalarını 657 sayılı Kanun' un 28. maddesinde
belirtilen yasak faaliyet kapsamında sayılamayacağı belirtilmiştir.
Danıştay 1. Dairesi bu kararında, TTK' nın 278. maddesinde tanımlanan kurucu
üye sıfatının 657 sayılı DMK' nın 28. maddesinde öngörülen memuriyete engel
faaliyetlerden sayılamayacağı, ancak anılan kişilerin anonim şirketin
yönetimini üstlenmeleri halinde; ticaret ve sanayi müesselerinde görev
alamayacakları, idare meclisi üyeliği gibi yöneticilik görevini
yapamayacakların, zira bu görevlerin yasak kapsamında olduğunu belirtmiştir.
Danıştay 5. Dairesi de kararında (2), bir Bakanlık Başmüfettişi' nin bir AŞ' de
kurucu ortaklarla birlikte şirketin yönetim kurulu üyesi ve şirket temsilcisi
olarak görev aldığının tespiti üzerine 657 sayılı Kanun' un 28. maddesi ile
getirilen ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağını
çiğnediği ve bu nedenle aynı Yasa' nın 125/D-h fıkrası gereğince bir yıl kademe
ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması ve bu nedenlerle
başmüfettişlikten alınarak mimar olarak atanmasına dair işlemin iptali
nedeniyle açılan davayı, yukarıda belirtilen nedenlerde hukuka aykırılık görmediği
gerekçesiyle reddetmiştir.
Ayrıca Devlet Personel Başkanlığı ( DPB ) da 16.09.1994 tarihli yazısıyla
memurların AŞ' de yönetim kurulu üyesi, denetçi veya her ne şekilde olursa
olsun şirket personeli olarak görev almalarının yasak kapsamında sayılmakla
birlikte, AŞ' de pay sahibi olmalarına ilişkin herhangi bir yasağın
bulunmadığını belirtmektedir. Bu durum 657 sayılı Kanun' un genel gerekçesinde
olmamakla birlikte kanun maddelerinin TBMM genel kurulunda müzakere edilmesi
sırasında dönem Milletvekilleri tarafından da dile getirilmiş ve memurların AŞ'
de pay sahibi olmalarının mümkün olamayacağı belirtilmiştir. Pay sahipliğinin
şirketin kuruluşundan sonra pay devralmak veya sermaye artışına iştirak etmek
suretiyle olabileceği gibi kuruluşta da sermayenin bir bölümüne iştirak etmek
suretiyle de olabileceği ve bu durumun pay sahibine tacir veya esnaf niteliğini
kazandırmayacağı bu yazıda açıklanmıştır.
Limited Şirketler ise özellikleri bakımından hem AŞ' lere hem de kollektif
şirketlere benzemektedirler. Limited şirket, iki veya daha fazla ( en az 2 - en
çok 50 ortak ) gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında
iktisadi maksat ve konular için kurulan, ortakların mesuliyeti koymayı taahhüt
ettikleri sermaye ile sınırlı ve esas sermayesi muayyen olan şirkettir. Limited
şirket az sayıda şahısların kurduğu şirket türü olduğundan pek çok bakımlardan
kollektif şirketlere benzerler.
Limited şirketler esas itibariyle ortaklar tarafından idare ve temsil
edilirler. TTK' nın 540. maddesinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça,
ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idare ve şirketi
temsile yetkili oldukları hüküm altına alınmıştır. Maddenin devamında bütün
ortaklarca birlikte temsil ve idarenin pratik olmadığından şirket mukavelesinde
veya ortaklar genel kurul kararıyla idare ve temsil yetkisinin ortaklardan biri
veya birkaçına bırakılabileceği, 541. maddesinde de idare ve temsil yetkisinin
ortak olmayan kimselere de yani dışarıdan seçilmiş müdürlere de
bırakılabileceği düzenlenmiştir.
Limited şirketlerde ortakların mesuliyeti taahhüt ettikleri sermaye ile
sınırlanmıştır. Ortak, sermaye borcunu tamamen ödemiş ise mesuliyeti sona
erecektir ( TTK 532). Ancak Ltd. Şti. ortakları için, amme alacağının güvence
altına alınması amacıyla 6183 sayılı Yasa' nın 35. maddesinde özel bir
düzenleme yapılmış, kanuni temsilcilerin dışında Ltd. Şti. ortaklarına, şirket
tarafından ödenmeyen amme borcundan dolayı özel bir sorumluluk yüklenmiştir.
6183 sayılı Yasa' nın 35. maddesinde Ltd. Şti. ortaklarının, şirketten tahsil
imkanı olmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya
sorumlu olacakları hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeden amaç amme
alacağının tamamını güvence altına almaktır.
Yukarıda yaptığımız açıklamalar çerçevesinde devlet memurlarının Ltd. Şti.'
lerle kanuni temsilci sıfatını haiz olmadan ortak olmalarına engel, yasal bir
düzenleme mevcut değildir. Nitekim DPB 16.09.1994 tarihli yazısında, TTK' da
gerçek ve tüzel kişiler açısından tacir kavramının tanımlandığını ve bir ticaret
şirketi olan Ltd. Şti.' lerde, Kanun' un 540. maddesinin birinci fıkrasında
şirketin idare ve temsiline ilişkin, aksi kararlaştırılmış olmadıkça ortakların
hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idare ve şirketi temsile yetkili
olduklarının hüküm altına alındığı ve bu itibarla Ltd. Şti. ortaklarından bu
durumda olanların 657 sayılı DMK;' nın 28. maddesi uygulanmasında tacir
sayılmalarını gerektirecek faaliyette bulundukları sonucuna varıldığı
belirtilmektedir. Yazının devamında da devlet memurlarının gerek komandit
gerekse eshamlı komandit şirketlerde ancak komanditer ortak olabileceklerinin
mümkün olduğu belirtilmiştir.
DPB 04.07.1994 tarihli bir diğer yazısında da 657 sayılı DMK' ya tabi memurun,
belediyenin de ortağı olduğu Ltd. Şti.' de görev almasının mümkün olmadığı
belirtilmektedir.
DPB yazılarından da anlaşıldığı üzere, Ldt. Şti.' lerde TTK' nın 540. maddesi
uyarınca herhangi bir belirleme yapılmadığı müddetçe şirket ortaklarının
tamanının kanuni temsilci sıfatını haiz oldukları ve bu nedenle de bu durumun
mevcut olduğu Ltd. Şti.' lere memurların ortak olmalarının 657 sayılı Yasa' nın
28. maddesinde belirtilen yasak faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerktiği
açıktır.
Yazıda belirtilen görüşün mefhumu muhalifinden hareketle Ltd. Şti.' lerde esas
mukavele veya genel kurul kararı ile şirketi idare ve temsil konusunda bir veya
birkaç ortak kanuni temsilci sıfatıyla tespit edilmiş veya ortakların dışında
bir kişi müdür sıfatıyla bu göreve getirilmiş ise bu durumda memurların Ltd.
Şti.' lere ortak olmaları ( kanuni temsilci sıfatını haiz olmadıkları müddetçe)
mümkündür. Diğer taraftan memurların Ltd. Şti.' lerde başka herhangi bir görev
almaları da söz konusu değildir.
III- SONUÇ
657 sayılı DMK' nın 28. maddesiyle getirilen ticaret ve diğer kazanç getirici
faaliyetlerde bulunma yasağı, Kanun' un genel gerekçesinde belirtildiği üzere
yerleşmiş içtihatlar ve çeşitli çevrelerden alınmış mütalaalarda
düzenlenmiştir. Yasa bu şekilde kanunla belirtilen yasaklar dışında devlet
memurlarına kendi sınıflarıyla ilgili olarak kendi tüzüklerinde yasaklar
koymaya ve bunların ihlali halinde disiplin hükümlerini uygulamaya imkan
vermektir. Devlet memurlarına getirilen bu yasak kötüye kullanılmak suretiyle
içinde bulunduğu ticari işletmeye avantaj sağlaması önlenmek istenmektedir.
Devlet memurlarının anonim ve limited şirketlere kanuni temsilci sıfatını haiz
olmaksızın ve herhangi bir görev almaksızın ortak olabilmeleri, anonim şirkete
ait hisse senetlerine sahip olmaları yasak kapsamında değerlendirilmemelidir.
Memurların yasak kapsamında değerlendirilecek şekilde anılan şirketlere ortak
olmaları veya görev almaları halinde, disiplin soruşturması açısından ceza
uygulaması, 657 sayılı DMK' nın 125. maddesine göre olacaktır
BU YAZI YAKLAŞIM DERGİSİ HAZİRAN 2001 SAYISINDAN İKTİBAS EDİLMİŞTİR.
YAZI SAHİBİ SAYIN, AHMET KARAKOÇ''dur (Maliye Bakanlığı Stajyer Gelirler Kontrolörü