Dairesi

Karar Yılı

Karar No

Esas Yılı

Esas No

Karar Tarihi

DÖRDÜNCÜ DAİRE

1989

3724

1987

2410

27/10/1989

KARAR METNİ

ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASININ UZLAŞMA KAPSAMINDA OLMADIĞI YOLUNDA AÇIK BİR
HÜKÜM BULUNMADIĞINDAN VERGİ ASLI VE BAĞLI CEZALARLA BİRLİKTE ÖZEL USUL
SÜZLÜK CEZASINA DA UZLAŞMA TALEBİNDE BULUNULMUŞ OLMASI KARŞISINDA 213
SAYILI KANUNUN UZLAŞMA İLE İLGİLİ EK 7.MADDESİNDE ÖNGÖRÜLEN 15 GÜNLÜK
DAVA AÇMA SÜRESİNİN ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI İÇİN GEÇERLİ OLDUĞUNUN KA-
BULÜ GEREKECEĞİ HK.<
Uyuşmazlık; yem ve hububat alım satımı ile hırdavat ticaretiyle uğra-
şan yükümlünün 1984 takvim yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu düzen-
lenen rapora dayanılarak re'sen salınan gelir vergisi ve gelir (sto-
paj) vergisi ile kesilen kaçakçılık ve özel usulsüzlük cezasını; vergi
de isabetsizlik bulunmadığı, tarhiyatlara uygulanan kaçakçılık cezasın
da ise olayın özelliği gözönüne alındığında kanuna aykırılık görülmedi
ği gerekçesiyle değişiklikle onayan Vergi Mahkemesi kararının bozulma-
sı talebine ilişkindir.
Taraflarca vergi asılları ile kaçakçılık cezasına karşı ileri sürülen
iddialar, mahkeme kararının dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde
ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Özel usulsüzlük cezasına gelince; 213 sayılı Vergi Usul Kanununa 205
sayılı Kanunun 22.maddesiyle eklenen uzlaşmaya ilişkin Ek 1, Ek 2, Ek
5 ve Ek 7.maddelerin birlikte incelenmesinden, özel Usulsüzlük cezala-
rının uzlaşma kapsamında yer alıp almadığı hususunda kesin bir hüküm
bulunmadığı cihetle yoruma açık olan bu gibi hallerde, idarelerin ken-
dilerine yapılan başvuruları bir an önce inceleyerek sonuçlandırmak
suretiyle ilgililerin dava açma haklarını gecikmeler nedeniyle engel-
lememeleri zorunlu bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, yükümlünün inceleme raporuna dayanılarak adı
na re'sen tarholunan kaçakçılık cezalı Vergilerle birlikte, kesilen
özel usulsüzlük cezasına karşı da 24.4.1986 gününde uzlaşma komisyonu-
na başvurduğu, uzlaşma komisyonunca yükümlünün uzlaşma isteminde bulun
duğu vergi ve cezaların uzlaşma kapsamında olup olmadığı hususunun ön-
celikle incelenerek bu konuda bir karar vermesi gerekirken, bu zorunlu
luğa uymaksızın yükümlü başvurusunun bekletilerek özel usulsüzlük ceza
sına karşı dava açma süresinin geçmesinden sonra uzlaşma için tayin
edilen 9.5.1986 gününde özel usulsüzlük cezasının uzlaşma kapsamına
girmediği yönünde, diğer vergi ve cezalar içinse uzlaşmanın sağlanama-
dığı belirtilerek karar verdiği anlaşılmaktadır.
Bu durum ise, idarenin geç işlemesi sonucu yükümlünün dava açma hakkın
dan mahrun kalmasına sebebiyet verdiğinden yasal düzenlemeye uygun de-
ğildir. Kaldı ki, uzlaşma müessesesine açıklık getirmek amacıyla yayın
lanan 134 seri nolu Genel Tebliğde, uzlaşma müessesesinin konuluş amaç
ları ve uygulamaya işlerlik kazandırılmasına yönelik esaslar belirtile
rek, uzlaşma taleplerinin uzlaşma komisyonlarınca azami dikkat gösteri
lerek kısa sürede incelenmesinin öngörüldüğü, hatta uzlaşma talebinin
önce kabul edilip daha sonra süre veya komisyonun yetkisi içinde bulun
madığı gibi gerekçelerle reddi yerine talebin uzlaşmaya alınması ve uz
laşılamadığının tutanakla tespitinin öngörülmüş olması, mükellefler uz
laşmayla ilgili Ek 7.maddede öngörülen ek süreden faydalanma hakkını
vererek kaybolan haklarının iadesinin sağlanmasını amaçlamaktadır. Uz-
laşma komisyonun Maliye ve Gümrük Bakanlığının bu konudaki genel tebli
ğine uymaması, idarenin kendi içindeki hiyerarşik düzenine aykırı oldu
ğu gibi, düzene güven duyarak başvuruda bulunan yükümlülerin yasal
haklarını kaybettirici nitelikte olduğuda kuşkusuzdur.
Bu nedenlerle özel usulsüzlük cezasının uzlaşma kapsamında olmadığı
yolunda açık bir hüküm bulunmadığından, vergi aslı ve bağlı cezalarla
birlikte özel usulsüzlük cezasına da uzlaşma talebinde bulunulmuş ol-
ması karşısında, Ek 7.maddede öngörülen 15 günlük dava açma süresinin
özel usulsüzlük cezası içinde geçerli olduğunun kabulü gerekeceğinden,
vergi mahkemesince özel usulsüzlük cezasına karşı davanın süresinde
açılmadığından bahisle incelenmeksizin reddinde isabet görülmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 2.fıkrası
uyarınca özel usulsüzlük cezasına ilişkin uyuşmazlığın esasının ince-
lenmesi sonucunda; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353/1.maddesinde,
232,234,235 ve 236.maddeler gereğince verilmesi ve alınması icabeden
fatura, gider pusulası ve müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzu
nu vermeyen ve almayanlardan her birine, her fatura, gider pusulası,
müstahsil makbuzu ve serbest meslek için beşyüz liradan aşağı olmamak
üzere bu vesikalara yazılması gereken meblağın yüzde üçü nisbetinde
usulsüzlük cezası kesileceği ve bir takvim yılı içinde her bir belge
nev'ine ilişkin olarak tespit olunan yukarıda yazılı usulsüzlük için
kesilecek cezanın toplamının 500.000 lirayı geçemeyeceği hükmüne yer
verilmiştir.
Madde metninin bir bütün olarak değerlendirilmesinden anlaşılacağı üze
re, bu madde uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi için önce-
likle maddede sayılan belgelerin verilmediğinin ve alınmadığının belir
lenmesi ve bu belgeleri vermeyen ve almayanların saptandığına ilişkin
hukuken geçerli bir tespitin mevcut olması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda ise böyle somut bir tespit mevcut olmayıp in-
celeme elemanınca yapılan envanter incelenmesi sonucu bulunan farkla-
rın belgesiz alınıp satıldığı kabul edilmek suretiyle kanaate dayalı
olarak belge düzenlenmediği sonucuna ulaşılmak suretiyle özel usulsüz-
lük cezası kesilmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla, özel usulsüzlük cezası kesilmesini öngören ve bu cezanın
kesilmesine dair koşullar düzenleyen yasa hükmünde belirtilen unsurlar
uyuşmazlık konusu olayda bir arada gerçekleşmemiş bulunduğundan, bu du
rumda ise idari cezalar için de geçerli olan "cezayı gerektiren fiilin
tüm unsurları tamam olmadan failin cezalandırılamayacağı" yolundaki ge
nel ceza hukuku ilkesinin varsayım ya da kıyas ile ceza tayinine ola-
nak tanımaması yönünden, yükümlü adına kesilen özel usulsüzlük cezası-
nın usul ve yasaya uygun olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle vergi dairesi temyiz isteminin reddine, yükümlü
temyiz isteminin gelir vergisi, gelir (stopaj) vergisi ve kaçakçılık
cezası yönünden reddine, özel usulsüzlük cezası yönünden kabulüne,
Vergi Mahkemesi kararının özel usulsüzlük cezası yönünden bozulmasına,
yükümlü adına kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına, karar
verildi.
AZLIK OYU:
Temyize konu kararın, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının yerin-
de olduğu, yanlış mercie müracaatın işlemeye başlayan dava açma süresi
ni kesemeyeceği görüşüyle çoğunluk kararının bu kısmına karşıyım.
AZLIK OYU:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94.maddesinin 2574 sayılı Kanunla
değişik 12 numaralı bendinde, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur
ticaret erbabının çiftçilerden aldıkları zırai mahsullerin alış bedeli
üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapmaya mecbur oldukları belirtilmiş
tir. Kanun, ticaret erbabının tüccardan satın aldığı zırai mahsul be-
deli üzerinden vergi tevkifini öngörmemiştir.
Davacının bir kısım mahsullerin alımı nedeniyle yaptığı ödemeler için
aldığı faturalar, zırai mahsul alım satımı yapmak üzere vergi dairesi-
ne mükellefiyet kaydını yaptırıp adına fatura bastırmış ve noterden
tasdik ettirilmiş kişiler tarafından düzenlenmiştir. Fatura nizamı yö-
nünden, bu belgeler kanuna ve usule uygundur. Bu kişilerin inceleme
elemanınca, fatura muhteviyatı malların aslında üreticiye ait olduğu,
kendilerine sadece bu mahsuller için fatura düzenledikleri, mal alıp
satmadıkları yolundaki beyanları söz konusu alışların münhasıran müs-
tahsilden yapıldığı" ortaya koymamaktadır. Bu konuda fatura düzenleyen
lerin beyanı dışında hiçbir tesbit inceleme raporunda yer almamıştır.
Söz konusu faturalar, müstahsilden mal alıp davacıya satan ticaret er-
babı tarafından kullanılmış olabileceği gibi, faturayı düzenleyenle-
rin, müstahsille anlaşarak mahsulü kendi malı gibi, davacıya satmış
olması da mümkündür. Davacıya mal getiren ve fatura düzenleyen kişiler
gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduklarına, mal bedeli karşılı-
ğında kanuna ve usule uygun olarak düzenlenmiş fatura kestiklerine ve
faturalarda görülen miktarda mahsulün doğrudan müstahsilden alındığını
gösterir yeterli tesbit de bulunmadığına göre, söz konusu mahsulün
müstahsilden alınmış olabileceği varsayımına ve noksan incelemeye da-
yanılarak yapılan gelir (stopaj) vergisi tarhiyatının terkini gerek-
mektedir.
Bu nedenle mahkeme kararının gelir (stopaj) vergisi yönünden de bozul-
ması gerektiği görüşüyle kararın bu konuya ilişkin bölümüne karşıyım.
BŞ/YÖ