|
ÖZEL USULSÜZLÜK
CEZASININ UZLAŞMA KAPSAMINDA OLMADIĞI YOLUNDA AÇIK BİR
HÜKÜM BULUNMADIĞINDAN VERGİ ASLI VE BAĞLI CEZALARLA
BİRLİKTE ÖZEL USUL
SÜZLÜK CEZASINA DA UZLAŞMA TALEBİNDE BULUNULMUŞ
OLMASI KARŞISINDA 213
SAYILI KANUNUN UZLAŞMA İLE İLGİLİ EK
7.MADDESİNDE ÖNGÖRÜLEN 15 GÜNLÜK
DAVA AÇMA SÜRESİNİN ÖZEL USULSÜZLÜK
CEZASI İÇİN GEÇERLİ OLDUĞUNUN KA-
BULÜ GEREKECEĞİ HK.<
Uyuşmazlık; yem ve hububat alım satımı ile
hırdavat ticaretiyle uğra-
şan yükümlünün 1984 takvim yılı
işlemlerinin incelenmesi sonucu düzen-
lenen rapora dayanılarak re'sen salınan gelir vergisi ve gelir
(sto-
paj) vergisi ile kesilen kaçakçılık ve özel
usulsüzlük cezasını; vergi
de isabetsizlik bulunmadığı, tarhiyatlara uygulanan
kaçakçılık cezasın
da ise olayın özelliği gözönüne
alındığında kanuna aykırılık
görülmedi
ği gerekçesiyle değişiklikle onayan Vergi Mahkemesi
kararının bozulma-
sı talebine ilişkindir.
Taraflarca vergi asılları ile kaçakçılık
cezasına karşı ileri sürülen
iddialar, mahkeme kararının dayandığı
gerekçeler karşısında, yerinde
ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda
görülmemiştir.
Özel usulsüzlük cezasına gelince; 213 sayılı
Vergi Usul Kanununa 205
sayılı Kanunun 22.maddesiyle eklenen uzlaşmaya ilişkin Ek
1, Ek 2, Ek
5 ve Ek 7.maddelerin birlikte incelenmesinden, özel Usulsüzlük
cezala-
rının uzlaşma kapsamında yer alıp
almadığı hususunda kesin bir hüküm
bulunmadığı cihetle yoruma açık olan bu gibi
hallerde, idarelerin ken-
dilerine yapılan başvuruları bir an önce inceleyerek
sonuçlandırmak
suretiyle ilgililerin dava açma haklarını gecikmeler
nedeniyle engel-
lememeleri zorunlu bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, yükümlünün inceleme
raporuna dayanılarak adı
na re'sen tarholunan kaçakçılık cezalı
Vergilerle birlikte, kesilen
özel usulsüzlük cezasına karşı da 24.4.1986
gününde uzlaşma komisyonu-
na başvurduğu, uzlaşma komisyonunca
yükümlünün uzlaşma isteminde bulun
duğu vergi ve cezaların uzlaşma kapsamında olup
olmadığı hususunun ön-
celikle incelenerek bu konuda bir karar vermesi gerekirken, bu zorunlu
luğa uymaksızın yükümlü başvurusunun
bekletilerek özel usulsüzlük ceza
sına karşı dava açma süresinin geçmesinden
sonra uzlaşma için tayin
edilen 9.5.1986 gününde özel usulsüzlük
cezasının uzlaşma kapsamına
girmediği yönünde, diğer vergi ve cezalar içinse
uzlaşmanın sağlanama-
dığı belirtilerek karar verdiği
anlaşılmaktadır.
Bu durum ise, idarenin geç işlemesi sonucu
yükümlünün dava açma hakkın
dan mahrun kalmasına sebebiyet verdiğinden yasal düzenlemeye
uygun de-
ğildir. Kaldı ki, uzlaşma müessesesine
açıklık getirmek amacıyla yayın
lanan 134 seri nolu Genel Tebliğde, uzlaşma müessesesinin
konuluş amaç
ları ve uygulamaya işlerlik kazandırılmasına
yönelik esaslar belirtile
rek, uzlaşma taleplerinin uzlaşma komisyonlarınca azami dikkat
gösteri
lerek kısa sürede incelenmesinin
öngörüldüğü, hatta uzlaşma talebinin
önce kabul edilip daha sonra süre veya komisyonun yetkisi
içinde bulun
madığı gibi gerekçelerle reddi yerine talebin
uzlaşmaya alınması ve uz
laşılamadığının tutanakla tespitinin
öngörülmüş olması, mükellefler uz
laşmayla ilgili Ek 7.maddede öngörülen ek süreden
faydalanma hakkını
vererek kaybolan haklarının iadesinin sağlanmasını
amaçlamaktadır. Uz-
laşma komisyonun Maliye ve Gümrük
Bakanlığının bu konudaki genel tebli
ğine uymaması, idarenin kendi içindeki hiyerarşik
düzenine aykırı oldu
ğu gibi, düzene güven duyarak başvuruda bulunan
yükümlülerin yasal
haklarını kaybettirici nitelikte olduğuda kuşkusuzdur.
Bu nedenlerle özel usulsüzlük cezasının uzlaşma
kapsamında olmadığı
yolunda açık bir hüküm bulunmadığından,
vergi aslı ve bağlı cezalarla
birlikte özel usulsüzlük cezasına da uzlaşma
talebinde bulunulmuş ol-
ması karşısında, Ek 7.maddede öngörülen 15
günlük dava açma süresinin
özel usulsüzlük cezası içinde geçerli
olduğunun kabulü gerekeceğinden,
vergi mahkemesince özel usulsüzlük cezasına
karşı davanın süresinde
açılmadığından bahisle incelenmeksizin reddinde
isabet görülmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
49.maddesinin 2.fıkrası
uyarınca özel usulsüzlük cezasına ilişkin
uyuşmazlığın esasının ince-
lenmesi sonucunda; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun
353/1.maddesinde,
232,234,235 ve 236.maddeler gereğince verilmesi ve alınması
icabeden
fatura, gider pusulası ve müstahsil makbuzu ile serbest meslek
makbuzu
nu vermeyen ve almayanlardan her birine, her fatura, gider pusulası,
müstahsil makbuzu ve serbest meslek için beşyüz liradan
aşağı olmamak
üzere bu vesikalara yazılması gereken meblağın
yüzde üçü nisbetinde
usulsüzlük cezası kesileceği ve bir takvim yılı
içinde her bir belge
nev'ine ilişkin olarak tespit olunan yukarıda yazılı
usulsüzlük için
kesilecek cezanın toplamının 500.000 lirayı
geçemeyeceği hükmüne yer
verilmiştir.
Madde metninin bir bütün olarak değerlendirilmesinden
anlaşılacağı üze
re, bu madde uyarınca özel usulsüzlük cezası
kesilebilmesi için önce-
likle maddede sayılan belgelerin verilmediğinin ve
alınmadığının belir
lenmesi ve bu belgeleri vermeyen ve almayanların
saptandığına ilişkin
hukuken geçerli bir tespitin mevcut olması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda ise böyle somut bir tespit mevcut olmayıp
in-
celeme elemanınca yapılan envanter incelenmesi sonucu bulunan
farkla-
rın belgesiz alınıp satıldığı kabul
edilmek suretiyle kanaate dayalı
olarak belge düzenlenmediği sonucuna ulaşılmak suretiyle
özel usulsüz-
lük cezası kesilmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla, özel usulsüzlük cezası kesilmesini
öngören ve bu cezanın
kesilmesine dair koşullar düzenleyen yasa hükmünde
belirtilen unsurlar
uyuşmazlık konusu olayda bir arada gerçekleşmemiş
bulunduğundan, bu du
rumda ise idari cezalar için de geçerli olan "cezayı
gerektiren fiilin
tüm unsurları tamam olmadan failin
cezalandırılamayacağı" yolundaki ge
nel ceza hukuku ilkesinin varsayım ya da kıyas ile ceza tayinine
ola-
nak tanımaması yönünden, yükümlü
adına kesilen özel usulsüzlük cezası-
nın usul ve yasaya uygun olmadığı sonucuna
ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle vergi dairesi temyiz isteminin reddine,
yükümlü
temyiz isteminin gelir vergisi, gelir (stopaj) vergisi ve
kaçakçılık
cezası yönünden reddine, özel usulsüzlük
cezası yönünden kabulüne,
Vergi Mahkemesi kararının özel usulsüzlük
cezası yönünden bozulmasına,
yükümlü adına kesilen özel usulsüzlük
cezasının kaldırılmasına, karar
verildi.
AZLIK OYU:
Temyize konu kararın, özel usulsüzlük cezasına
ilişkin kısmının yerin-
de olduğu, yanlış mercie müracaatın işlemeye
başlayan dava açma süresi
ni kesemeyeceği görüşüyle çoğunluk
kararının bu kısmına karşıyım.
AZLIK OYU:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94.maddesinin 2574
sayılı Kanunla
değişik 12 numaralı bendinde, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur
ticaret erbabının çiftçilerden aldıkları
zırai mahsullerin alış bedeli
üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapmaya mecbur oldukları
belirtilmiş
tir. Kanun, ticaret erbabının tüccardan satın
aldığı zırai mahsul be-
deli üzerinden vergi tevkifini öngörmemiştir.
Davacının bir kısım mahsullerin alımı nedeniyle
yaptığı ödemeler için
aldığı faturalar, zırai mahsul alım satımı
yapmak üzere vergi dairesi-
ne mükellefiyet kaydını yaptırıp adına fatura
bastırmış ve noterden
tasdik ettirilmiş kişiler tarafından düzenlenmiştir.
Fatura nizamı yö-
nünden, bu belgeler kanuna ve usule uygundur. Bu kişilerin inceleme
elemanınca, fatura muhteviyatı malların aslında
üreticiye ait olduğu,
kendilerine sadece bu mahsuller için fatura düzenledikleri, mal
alıp
satmadıkları yolundaki beyanları söz konusu
alışların münhasıran müs-
tahsilden yapıldığı" ortaya koymamaktadır. Bu
konuda fatura düzenleyen
lerin beyanı dışında hiçbir tesbit inceleme
raporunda yer almamıştır.
Söz konusu faturalar, müstahsilden mal alıp davacıya
satan ticaret er-
babı tarafından kullanılmış olabileceği gibi,
faturayı düzenleyenle-
rin, müstahsille anlaşarak mahsulü kendi malı gibi,
davacıya satmış
olması da mümkündür. Davacıya mal getiren ve fatura
düzenleyen kişiler
gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduklarına, mal
bedeli karşılı-
ğında kanuna ve usule uygun olarak düzenlenmiş fatura
kestiklerine ve
faturalarda görülen miktarda mahsulün doğrudan
müstahsilden alındığını
gösterir yeterli tesbit de bulunmadığına göre,
söz konusu mahsulün
müstahsilden alınmış olabileceği
varsayımına ve noksan incelemeye da-
yanılarak yapılan gelir (stopaj) vergisi tarhiyatının
terkini gerek-
mektedir.
Bu nedenle mahkeme kararının gelir (stopaj) vergisi
yönünden de bozul-
ması gerektiği görüşüyle kararın bu konuya
ilişkin bölümüne karşıyım.
BŞ/YÖ
|