SOSYAL SİGORTALAR KURUMU’NUN RE’SEN İŞLEM

YETKİSİ VE BUNA KARŞI İŞVERENİN İTİRAZ VE DAVA HAKKI

 

Beyazıt ABLAY

Sosyal Sigortalar Kurumu

Sigorta Müfettişi

 

I-GİRİŞ

Sosyal Sigorta düzenlemelerinde, öngörülen yükümlülüklerin yasa ve düzenleyici idari işlemlerle (tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ vb.) belirlenen usul ve esaslar dahilinde yerine getirilmesi işverenlerin temel sorumluluğunu oluşturmaktadır. Bir yaptırım biçimi olarak 506 sayılı Yasa ve diğer düzenleyici işlemlerde, yükümlülüklerin ihlali müeyyideye bağlanarak yaptırım gücü oluşturulmuştur. Sosyal Sigortalar Kurumu uygulamalarında da, işverenler için öngörülen temel sorumlulukların öncelikle belirlenen yasal prosedür içinde yerine getirilmesi dosya bazında ve kurum kayıtları üzerinden izlenmekte olup, yasal süre içinde yerine getirilmeyen yükümlülükler Kurum tarafından re'sen işlem yetkisi ile yürütülmekte, takip edilmekte ve müeyyideye bağlanmaktadır.

Bu itibarla; 506 sayılı Yasa çerçevesinde Sosyal Sigortalar Kurumu’nun re' sen işlem yetkisi ile bu yetkiye dayanılarak yürütülen Kurum işlemlerine karşı işverenlerin itiraz hakkı ve dava hakkı bu çalışma ile irdelenmiştir.

II- SSK.'NUN RE’SEN İŞLEM YETKİSİNİN YASAL DAYANAĞI

1- İşyeri Tescili:

506 sayılı Yasanın "İşyerini Bildirme” başlıklı 8'inci maddesinde, en geç işçi çalıştırmaya başladığı tarihte işverenin Kurumca hazırlanan işyeri bildirgesini SSK. Sigorta/Sigorta İl Müdürlüklerine doğrudan veya posta yoluyla (iadeli taahhütlü) vermek zorunda oldukları belirtilmiştir. Kanunun 8'inci maddesinin ikinci fıkrasında ise, şirketlerin kuruluş aşamasında beyana dayalı olarak belirttikleri sigortalı sayısı ile çalıştırılmaya başlanacakları tarihin, ticaret sicil memurluklarınca on gün içinde SSK.'na bildirilecekleri hüküm altına alınmıştır. İşyerleri, gerek işverenin, gerekse ticaret sicil memurluklarının bildirimleri esas alınarak 506 sayılı Yasa kapsamında tescil edilecektir. 4958 sayılı Yasa ile 506 SSK.' nun 8'inci maddesi üçüncü fıkrasına yapılan ek cümle ile “işyeri bildirgesinin verilmemesi veya geç verilmesinin bu Kanunda belirtilen hak ve yükümleri kaldırmayacağı” düzenlemesi getirilmiştir.

506 sayılı Yasanın 135'inci maddesi ile 4958 sayılı Yasa uyarınca hazırlanan ve 01.05.2004 tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 5-12'nci maddelerinde  kapsamlı olarak işyerinin tesciline ilişkin yasal düzenlemeye yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 9'uncu maddesi ikinci fıkrasında, işveren tarafından işyeri bildirgesinin verilmemiş olması halinde, işyerinin;

a) Kurum sigorta müfettişleri, sigorta yoklama memurları ve genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idarelerin denetim elemanlarınca düzenlenen ve işyeri bildirgesinde bulunması gerekli bilgileri ihtiva eden durum tespit tutanağına,

b) İhale makamları, ruhsata tabi işlerde ruhsatı veren merciler (valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler, maden arama ve işletme, inşaat, taş ocağı ruhsatı verenler ve benzeri), çalışma müdürlükleri, vergi daireleri, liman reislikleri, trafik müdürlükleri gibi resmi kuruluşlardan alınan bilgilere,

istinaden re'sen tescil edilebileceği belirtilmiştir.

2- Sigortalı Tescili:

Sosyal Sigortalar Kanununun “Çalıştırılan sigortalıları bildirme” başlıklı 9'uncu maddesinde; işverenlerin, çalıştıracağı kimseleri işe başlatmadan önce, örneği kurumca hazırlanan matbu işe giriş bildirgelerini tanzim suretiyle, seçenekli olarak ya doğrudan kuruma bildirmekle ya da bu belgeleri posta yoluyla (iadeli taahhütlü) göndermekle yükümlü oldukları vurgulanmıştır. Belirtilen bu genel kuraldan ayrıksı olarak, inşaat işyerlerinde çalıştırılacaklar işe başlatıldıkları gün; kuruma ilk defa işyeri bildirgesi vererek yeni tescil edilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde; Dışişleri Bakanlığının sigortalı olarak yurtdışı göreve atanan personeli için ise en geç üç ay içinde, sigortalı işe giriş bildirgelerinin işverenler tarafından, seçenekli olarak (posta yoluyla veya doğrudan) Sosyal Sigortalar Kurumu Sigorta/Sigorta İl Müdürlüklerine verilmesi gerektiği düzenlenmiştir.

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 13-19'uncu madde aralığında sigortalıların tesciline ilişkin esaslar düzenlenmiştir.

3- Prim Belgelerinin Düzenlenmesi:

Prim belgelerinin Kuruma verilme usul ve esaslarının düzenlendiği 506 sayılı Yasanın 79'uncu maddesi ilk fıkrasında; örneği Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ile belirlenen, matbu asıl ve ek prim belgelerinin, işverenler tarafından ait olduğu ayı veya dönemi takip eden ayın sonuna kadar Kuruma bildirmekle yükümlü olduğu, belirtildikten sonra 79'uncu maddenin 4447 sayılı Yasa ile ek üçüncü fıkrasında da, “sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin Kuruma verilmemesi veya verilen bilgi ve belgelerin Kurumca geçerli sayılmaması halinde, otuz günden az bildirilen sürelere ait primler Kurumca re’sen tahakkuk ettirilerek 80'inci madde hükümlerine göre tahsil olunur” düzenlemesine yer verilmiştir.

Diğer yandan, fiilen veya kayden tespitle ya da kamu kurum ve kuruluşları tarafından düzenlenen belgeler ile bu makamlardan alınacak bilgilerden çalıştığı tespit edilen sigortalılara ait ve SSK.'na verilmesi gereken belgelerin bir aylık sürede verilmemesi veya eksik verilmesi halinde, bu belgelerin Kurumca re'sen düzenleneceği ve muhteviyatı sigorta primlerinin Kurumca belirlenerek işverene tebliğ edileceği, 506 sayılı Yasanın 79'uncu maddesi yedinci fıkrasının amir hükmüdür.

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin “Araştırma ve Re'sen Yapılacak İşlemler” başlıklı 38'inci maddesi (d) bendinde yer verilen; “İşyerlerinde;

a) Fiilen veya işyeri kayıtlarından tespit edilecek her türlü bilginin yada kamu kuruluşları tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerin çalıştığı tespit edildiği halde bu çalışmaları Kuruma bildirmeyen veya eksik bildiren,

b) Ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmadığına veya eksik ücret ödendiğine dair belgeleri Kuruma verilmeyen veya verilen bu belgeler Kurumca geçerli sayılmayan, sigortalılar ile ilgili olarak düzenlenmesi gereken Sigortalı İşe Giriş Belgesi ve Aylık Prim ve Hizmet Belgesi Ünitece yapılacak bir ay süreli tebligat ile ilgili işveren veya aracıdan istenilir.

Söz konusu belgeler, yapılan tebligata rağmen verilmediği takdirde Kurum Ünitesince re'sen düzenlenir” hükmü ile Kurumun re'sen belge düzenleme yetkisi yinelenmiştir.

III- SOSYAL SİGORTALAR KURUMUNCA YÜRÜTÜLEN  RE’SEN İŞLEMLER

1- İşyeri ve Sigortalıların Re’sen Tescili:

506 sayılı Kanunun 8'inci maddesinde düzenlenen “işyeri bildirgesi verme yükümlülüğü”nün ihlal edilmesi, o işyerinin sigortalıları ile işvereni hakkında 506 sayılı Yasada belirtilen hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmamaktadır (506 SK. md. 8/3). Bu husus, esasen 506 sayılı Yasanın 5'inci maddesinde belirtilen “Bu kanun uygulamasında…sigortalıların işlerini yaptıkları yerler işyeridir” ve aynı yasanın 6'ncı maddesinde “Çalıştırılanlar işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olurlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalıların işe alındığı tarihte başlar” hükümlerinin doğal sonucudur.

Bir işyerinin ve çalışan sigortalıların re’sen tescil edilmesi aşağıda belirtilen yollardan birinin varlığı halinde mümkün olmaktadır.

a) İşyerinin ve Sigortalıların Bildirimsiz Olduğunun Denetim Yoluyla Tespiti:

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlık Sigorta Müfettişleri tarafından gerek yıllık plan ve programa bağlı planlı denetimlerde, gerekse denetim istemi odaklı olarak yürütülen mutat teftiş, kontrol, denetleme, inceleme ve soruşturmalarda, hizmet akdine dayalı olarak sigortalı çalıştıran ancak 506 sayılı Yasa kapsamında tescil edilmediği saptanan işyerleri, Müfettiş raporuna istinaden Kurumca re'sen tescil edilecektir.

İşverenlere ait mevzuat gereği tutulması zorunlu bulunan  her türlü kayıt ve belgeleri işyerinde veya teftişe elverişli gördüğü yerde incelemekle görevli Kurum Başkanlık Sigorta Müfettişleri tarafından, işverene ait her türlü kaydın incelenmesi sonucu sigortasız olarak çalıştırıldığı saptanan sigortalılar Müfettiş raporuna istinaden Kurum tarafından tescil edileceklerdir. Ayrıca, işyerlerinde yapılacak yerel denetimler sonucu kayıt dışı olduğu anlaşılan ve Yerel Denetim Tutanağına alınan çalışanlar da Sigorta Müfettişi raporuna istinaden “fiilen tespitle” Kurumca tescile tabi tutulacaklardır. Belirtilen yönler, 506 sayılı Kanunun 79'uncu maddesi yedinci fıkrasında da belirtilmiştir. Sigortasız çalıştırılanların, Kurum Yoklama Memurlarınca fiilen tespitle ve genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelerin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereği yürüttükleri incelemeler sırasında sigortasız çalıştırılanların saptanması halinde, bunların Kurum tarafından 506 sayılı Yasa kapsamında tescilleri sağlanacaktır.

Sigortalıların çalışmaları, dolayısıyla 506 sayılı Yasa anlamında bir işyerinin varlığı; Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlık Sigorta Müfettişleri tarafından kayden ve fiilen tespitin dışında, yemin hariç her türlü belge ile ispatlanabilecektir. (506 SK. md. 130/3) Bu kapsamda; sigortalı tanıkları, bordro-görgü ve bilgi tanıklarının, işveren ve diğer ilgili kişilerin ifadelerini içerir ifade tutanakları, trafik kazası tespit tutanakları, servis güzergah izin belgeleri, kolluk kuvvetlerine yapılan kimlik bildirimleri, özel öğretim kurumlarında (sürücü kursları, özel dershaneler) çalışan eğitici kadro ismine göre tanzim edilen haftalık ders çizelgeleri, kayıt ibraz tebligatlarında işçi sıfatı imzalı tebliğ mazbataları vb. belgeler yoluyla kayıt dışı çalışma ilişkisinin ve doğal olarak kayıt dışı işyerinin varlığı Başkanlık Sigorta Müfettişleri tarafından saptanabilmektedir.

Diğer yandan, 4958 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasanın 130'uncu maddesine son fıkra olarak eklenen düzenleme ile; genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelerin denetim elemanları kendi mevzuatları gereğince işyerlerinde yapacakları her türlü denetim ve incelemeler sırasında, çalıştırılanların sigortalı olup olmadığını tespit ederek bu hususu Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirmek zorunda olduklarından, belirtilen kurumların denetim elemanlarınca tescilsiz olduğu tutanakla saptanan işyerleri de SSK. tarafından tutanağa istinaden re'sen tescil edilmektedir. Genel Bütçeye Dahil Daireler ile Katma Bütçeli İdarelerin Denetim Elemanlarınca Yapılacak Tespitler Hakkında Yönetmelik (1) ile getirilen ayrıntılı düzenleme gereği, bu idarelerin denetim elemanlarınca işyerinde hizmet akdine dayanarak çalıştırılanların ilgili mevzuat gereği sigortalı olup olmadığını tespit edilerek SSK.'na bildirilmesi gerekmektedir. SSK. Başkanlığı tarafından 24.01.2000 tarihli 16-207 Ek sayılı Genelge çıkarılmış ve genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelerin denetim elemanlarınca yapılacak tespitler sonucu düzenlenecek tutanaklara göre Sigorta/Sigorta İl Müdürlükleri tarafından yapılacak işlemler açıklanmıştır.

Öte yandan, Kurum sigorta yoklama memurlarınca, 506 sayılı Yasanın 130'uncu maddesi yedinci fıkrasında 4958 sayılı Yasa ile verilen yetkiye istinaden, işyerlerinin mevcut durumları, faal olup olmadıkları ile sigortalı çalıştırılıp çalıştırılmadığı yönünde yapılacak araştırma, tespit ve yoklamalarda, kayıt dışı kalarak tescili sağlanmamış işyerleri, Yoklama Memuru tutanağına istinaden re'sen tescil edilecektir. Sosyal Sigortalar Kurumu Yönetim Kurulunca Yoklama Memuru Görevlendirilmesi, Yoklama Memurlarının Görev ve Yetkileri ile Bunların Yapacakları Tespitler Hakkında Yönetmelik (2) ile yoklama memurlarının görev ve yetkileri, düzenleyeceği tutanakların düzenleme esasları ayrıntılı olarak belirlenmiştir.

b) 506 sayılı Yasanın 83'üncü maddesinde Sayılan Kamu Kurum ve Kuruluşlarından Alınan Bilgi ve Belgelere İstinaden İşyerinin Varlığının Öğrenilmesi ile Resmi Kurumlardan Alınan Belge ve Bilgiye Dayalı Olarak Çalışanların Tespiti:

506 sayılı Kanunun 83'üncü maddesi birinci fıkrasında; “Genel ve katma bütçeli kuruluşlar, il ve belediyeler veya sermayesinin en az yarısı genel ve katma bütçeli kuruluşlar ile il ve belediyelere ait olan teşekkül ve müesseseler, kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri, kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan kurum ve kuruluşlar, döner sermayeli kuruluşların ihale yolu ile yaptırılan her türlü işleri üzerine alanları ve bunların adreslerini Kuruma bildirmekle yükümlüdürler” düzenlemesine yer verilmiştir.

506 sayılı Kanunun 83'üncü maddesinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarının, ihale yolu ile yaptırılan her türlü işleri üzerine alanları ve bunların adreslerini Kuruma bildirme yükümlülüğü bulunduğundan; bu makamların bildirimine istinaden ihale yoluyla üstlenilen işte sigortalı çalıştıran ve 506 sayılı Kanun anlamında işyeri niteliği bulunan işyerleri Kurum tarafından re'sen tescil edilmektedir. Anılan kurumların bildirimine dayalı olarak, çalıştırılan sigortalılar ile tescilsiz olması halinde sigortalı çalıştıran işyerleri Sosyal Sigortalar Kurumu Sigorta/Sigorta İl Müdürlükleri tarafından re'sen tescil edilmektedir.

Diğer yandan, Sosyal Sigortalar Kurumu resmi kuruluşlarla yapacağı yazışmalar sonucunda tescile konu olacak işyeri (dolayısıyla sigortalı) ile ilgili olarak elde ettiği bilgilere göre 506 sayılı Yasa kapsamına girmesi gereken işyerinin işverenine iadeli taahhütlü “işyeri tescil tebligatı” göndererek verdiği mehil süresi içinde işverenin Kurum ünitesine başvurarak yapılan işe uygun işyeri dosyası tescil ettirmesi gerektiğini belirtmektedir. Aynı tebligat ile işverenin müracaat için verilen sürede başvurmaması halinde, ilgili resmi kuruluşlardan alınan bilgilere göre işyerinin ve/veya sigortalıların re'sen tescilinin sağlanacağı ihtarında da bulunmaktadır.

c) Açılan Hizmet Tespiti Davaları Sonucu Mahkeme İlamına İstinaden Tescil:

Varlığı öğrenilemeyen veya öğrenilmiş olsa da tescili yapılmamış olan işyerleri, buralarda çalışan ve kayıt dışı kalan sigortalıların SSK. md. 79/10 fıkrası çerçevesinde açtıkları hizmet tespiti davası sonucu aldıkları mahkeme ilamını Kuruma vermeleri sonucu Kurumca öğrenilirse re'sen tescil edilmektedir. Hizmet tespiti davalarında, husumetin Kuruma da yöneltilmesi zorunluluğu 16-85 Ek sayılı Kurum Genelgesinde belirtilmiştir. Kaldı ki, hizmet tespiti davalarında Kurum müdahil olarak yer alacağından, ilamın tebliği davalı olarak kendisine yapılacağından öğrenme bu yolla da mümkün olmaktadır.

İşyerindeki çalışmaları Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirilmeyen sigortalılar, SSK. ünitelerine (Sigorta/Sigorta İl Müdürlükleri) dilekçe yoluyla başvurarak çalışmalarının kayden ve fiilen tespitini isteyebilmektedirler. Kurumca yapılan araştırma, inceleme ve kontrol sonucu çalışmaları saptanamayan sigortalılar 506 sayılı Yasanın 79'uncu maddesi onuncu fıkrasında yer alan; “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır” hükmü gereği çalışmalarını mahkeme yoluyla ispatlayabileceklerdir. Bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınmaktadır.

İşveren tarafından “prim belgelerinin Kuruma verilmemesi” veya “çalışan sigortalıların çalışmalarının Kurum tarafından tespit edilememiş olması”, hizmet tespiti davasının gerekçesini oluşturduğundan (506 SK. md. 79/10) geçmiş hizmetlerin tespitine yönelik bir davanın davalısı, kural olarak işveren olacaktır. Sosyal Sigortalar Kurumunun da “ihtiyari dava arkadaşı” olarak davaya dahil edildiği, işveren aleyhine açılan hizmet tespiti davasında, yetkili İş Mahkemesince (506 SK. md. 134) sigortalı çalışmalarına hükmedilmesi halinde, hem sigortalılar hem de tescilsiz ise sigortalıların çalıştığı işyerleri, mahkeme ilamı yoluyla 506 sayılı Yasa kapsamında tescil edilmektedir.

d) Faraziyeye Dayalı Olarak, Sigortalı Çalışması ile İşyerinin Bulunması Gereğinin Kabulü:

İşyerlerinin faraziyeye dayalı olarak tescil edilmesi uygulaması, öncelikle ve özellikle inşaat işyerlerinde başlamıştır. SSK.'nun 16 sayılı Genelgesi ile meriyeti kalmayan, 1583 sayılı Kurum Genelgesi ile başlatılan uygulama ile, inşaat işyerlerinde inşaatın en az bir işçi çalıştırılmadan bitirilemeyeceği varsayım olarak kabul edilmiş ve SSK.'na tescil edilmemiş inşaat işyerlerinin varlığının sonradan, inşaat tamamlandıktan sonra öğrenilmesi durumunda, başkaca bulgu ve bilgi mevcut değilse işyerinde en az bir sigortalı çalıştığı kabul edilerek Kurumca re'sen tescil edilmiştir.

Kurum uygulamasının özünü, teknik ve mesleki bilgi ve yetenek gerektiren inşaat işlerinin, nitelik ve kapasitesine göre değişmekle birlikte, en az bir kişi çalıştırılmadan işverenlerce tamamlanamayacağı gerçeği oluşturmaktadır. Bu uygulamanın taahhüt konusu işler ile benzeri iştigal alanlarında yaygın uygulama bulduğu gözlenmektedir.

Sigortalılar ile çalışılan işyerlerinin faraziyeye dayalı olarak tescilinde, çalışan kişilerin genellikle kimlik bilgileri ile çalışma gün ve kazanç tutarları işverenlerce hatırlanamadığından, Kurumca ek aylık prim ve hizmet belgesine dayalı olarak tahakkuk ve tahsil edilecek prim tutarları sigorta hizmeti açısından kişi ile ilişkilendirilememektedir.

2- Re’sen Belge Düzenleme ve Prim Tahakkuk Yetkisi:

Prim belgelerinin SSK. tarafından re'sen düzenlenebilmesi, öncelikle sigortasız çalışma ilişkisinin varlığına bağlı olacaktır. Bu itibarla, çalışmaları kayden veya fiilen tespitle belirlenen ya da kamu kurum ve kuruluşlarından alınan belge ve bilgilerden çalışmaları belirlenebilen veyahut faraziyeye dayalı olarak çalışması varsayılan sigortalılara ait aylık prim ve hizmet belgelerinin verilmediğinin Kurum tarafından öğrenilmesi durumunda; Sosyal Sigortalar Kurumu Sigorta/Sigorta İl Müdürlükleri bir ay süreli tebligat ile işverenlerden prim belgelerinin verilmesini isteyecektir. Anılan sürede asıl ve ek olarak istenen prim belgelerinin verilmemesi halinde Kurumun re'sen belge düzenleme yetkisi kullanılacaktır.

Diğer yandan, işyerindeki çalışmalarına ilişkin olarak, çalışma gün ve kazanç tutarlarının eksik bildirilmiş olması halinin yukarıda belirtilen argümanlardan biri yoluyla belirlenmesi durumunda da, Kurum ek prim belgelerini, 506 sayılı Yasanın 79'uncu maddesi yedinci fıkrasında yasal dayanağı bulunan hüküm uyarınca, bir ay süreli tebligat ile işverenden isteyecektir. Belgelerin bu süre içinde verilmemesi halinde, Kurum bu belgeleri resen düzenleyerek muhteviyatı prim tutarlarını aynı Kanunun 80'inci maddesine göre tahsil edecektir. Öte yandan, Sosyal Sigortalar Kanununun 79'uncu maddesi üçüncü fıkrasında; “Sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin Kuruma verilmemesi veya verilen bilgi ve belgelerin Kurumca geçerli sayılmaması halinde, otuz günden az bildirilen sürelere ait primler Kurumca re’sen tahakkuk ettirilerek 80'inci madde hükümlerine göre tahsil olunur” hükmü ile ay içinde  bazı işgünlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği belirtilen sigortalılarla ilgili belge ve bilgilerin Kuruma verilmemesi halinde Kurumun çalışma gün ve karşılığı ücret açısından eksik olan prim belgelerini re'sen düzenleyebileceği belirtilmektedir.

Re'sen düzenlenen belgelerin muhteviyatı primlerin hesaplanması ve tahakkuku açısından takdir yetkisi Sosyal Sigortalar Kurumuna aittir. (3)

SSK. üniteleri tarafından re'sen düzenlenen bildirge ve bordroların (aylık prim ve hizmet belgelerinin) içerdiği prim borcu, SSK.'nun 80'inci maddesi hükmü dikkate alınmak suretiyle hesaplanır ve işverene tebliğ edilir. Tebligatın, Borçlar Kanununun 125'inci maddesi uyarınca on yıllık tahakkuk zamanaşımı içinde yapılması gerekmektedir.

IV- KURUM İŞLEMLERİNE KARŞI İTİRAZ HAKKI VE İTİRAZIN DEĞERLENDİRİLMESİ

İşverenin itiraz sebepleri, re'sen belge düzenlenmesinin koşullarının bulunmadığına yönelik olabileceği gibi, Kurumca yapılan hesap hatalarına ilişkin olması da mümkündür. Hatta, kendisine prim borcu tebliğ edilen kişi, işverenlik sıfatının bulunmadığını, sigortalı çalıştırmadığını, fiilen veya kayden tespit edilen kimselerin sigortalı niteliğini taşımayıp, misafir, 3'üncü kişi, komşu işyeri sigortalısı bulunduğunu, prim borcunun hesabında prime esas alınmaması gereken ödemelerin de hesaba alınmış olduğunu, (4) hakkında belge düzenlenen kimsenin çırak olduğunu ve tüm sigorta kollarına tabi tutulamayacağını, (5) sigortalının kısmi süreli çalışmasının dikkate alınmadığını, prim borcunun tebliğinin 7201 sayılı Kanuna uygun olarak yapılmadığı ileri sürerek, bu ve benzeri hususlara ilişkin itirazda bulunabilecektir.

İşverene tanınan, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz hakkında öngörülen, bir aylık süre hak düşürücü süre olmayıp, usuli süre niteliğindedir. (6) Bu itibarla, işverenin itiraz başvurusunda bu sürenin geçtiğinin itiraz komisyonunca belirlenmesi durumunda, itirazı usulden reddedecek ve esasa ilişkin incelemeye geçemeyecektir. Aynı durum ünite itiraz komisyonuna karşı, mahkemeye dava açılmasında da geçerli olup, dava açma hakkını düşüren sürenin geçirildiğini re'sen tespit eden yetkili mahkeme, başvuruyu usulden reddedecektir.

İşverenin ünite itiraz komisyonuna süresinde itirazda bulunmaması halinde, Kurumca tebliğ edilmiş prim borcuna ilişkin idari işlem, idari aşamada kesinleşmiş olacaktır. Ve prim alacağı tahsili mümkün hale geldiğinden, Kurum SSK. madde 80'e göre cebren tahsile gidebileceği gibi tahsil davası da açabilecektir.

İşveren kural olarak itiraz süresi geçtikten sonra, itiraz süresi içinde öne sürmediği itirazları, Ünite İtiraz Komisyonuna sunamaz. (SSİY. md. 42) Ancak istisnai olarak, maddi hatalara ilişkin itirazların, işveren ve Kurum yetkililerince öne sürülmemiş olması halinde dahi, bu tür itiraz sebeplerinin ünite itiraz komisyonunca re'sen nazara alınması gerekmektedir. (SSİY. md. 43)

İşverenin veya vekilinin, itirazlardan vazgeçme hakkı bulunmaktadır. Ancak, vazgeçme itirazı inceleyen komisyonun karar vermesine kadar ki mevcut süre içinde olabilmektedir. (SSİY. md. 44) Vazgeçme üniteye verilecek bir dilekçe veya bu hususa yönelik beyanın tutanağa geçirilmesi suretiyle gerçekleştirilebilir. (SSİY. md. 44) Ayrıca, vazgeçme bu konuda her hangi bir tereddüt uyandırmayacak şekilde açık olarak ortaya konulmak zorundadır. (SSİY. md. 44) Öte yandan, itirazından vazgeçme halinde, itiraz edenin o olayda itiraz hakkı ortadan kalkmış sayılacaktır. (SSİY. md. 44)

Yapılan itiraz, Kurum ünitesi bünyesinde oluşturulan bir itiraz komisyonunda incelenerek karara bağlanacaktır. Ünite itiraz komisyonu; sigorta müdürü veya sigorta müdür yardımcısının başkanlığında, işveren servisi şefi, işveren memuru ve varsa ünite avukatından oluşmaktadır (SSİY. md. 47) İtirazı inceleyen itiraz komisyonu, vereceği kararda “karar ve esas numarası; itiraz edenin adı, soyadı ve adresi; işyeri sicil numarası; tebliğ olunan ve ayrıca itiraz edilen prim borcunun miktarı; borcun tebliğ tarihi; itiraz tarihi ve konusu; karar gerekçesi, hüküm ve karar tarihi” hususlarına yer vermek zorundadır (SSİY. md. 45) Söz konusu karar üç nüsha olarak düzenlenip, mühürlendikten sonra, bir nüshası karar defterine yapıştırılacak; bir nüshası işyeri dosyasında saklanacak ve bir nüshası da itiraz edene tebliğ edilecektir (SSİY. md. 46)

V- İTİRAZIN REDDİ VE İŞVERENİN DAVA HAKKI

İşverenin itirazının, ünite itiraz komisyonunca tamamen kabul etmesi halinde, karardan sonra işverene karşı Kurumun icra takibi açma yetkisinden söz edilemeyecektir. Daha önce açılmış ve işverenin itirazı üzerine durmuş olan icra takibinde, borcun olmadığını belirleyen komisyonun kararı üzerine, ödeme emrinin iptaline karar verilebilecektir.

Ünite itiraz komisyonunun, işverenin ileri sürdüğü itirazları reddi halinde, bu yöne ilişkin komisyon kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde, işverenin komisyon kararının iptali için yetkili mahkemeye başvurma hakkı bulunmaktadır. (506 SK. md. 79) Açılan bu dava, menfi tespit davası niteliğindedir. (7)

Ünite itiraz komisyonunun, teşkili dikkate alındığında Kurum teşkilatının bir parçası niteliğinde olduğu görülecektir. Bu itibarla, uygulamada ünite itiraz komisyonunun, işverenin itirazını kabul edecek nitelikte karar vermesi de pek mümkün olmayacaktır.

Kurum ünitesi kararına karşı açılacak davaya bakmakla görevli mahkeme, SSK.'nun 134'üncü maddesinde belirtilen; “Bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, yetkili İş Mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür” hükmü gereği, İş Mahkemeleri olmaktadır. İş mahkemelerinin örgütlenmediği yerlerde bu davalar, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun genel hükümlerine göre belirlenecek yetkili mahkemelerde görülecektir.

506 sayılı Kanunun 79'uncu maddesinde, “itirazın reddi halinde, işveren… yetkili mahkemeye başvurabilir” hükmü yer aldığından, yasa aşamalı bir itiraz ve dava prosedürü öngörmüştür. Bu prosedür açısından, işverenin ünite itiraz komisyonuna itirazda bulunmaksızın, itiraz süresi içinde doğrudan doğruya İş Mahkemesinde dava açma hakkı bulunmamaktadır. (8)

SSK.'nun 79'uncu maddesine göre, işverenin ünite itiraz komisyonu kararına karşı yetkili İş mahkemesinde dava açmış olması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmayacaktır. (9) Bu nedenle, Kurum, ünite itiraz komisyonunun verdiği itirazın reddine ilişkin kararının tebliğinden hemen sonra, icra takibine kaldığı yerden devam edecektir.

VI- SONUÇ

Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında, hizmet akdine dayalı olarak çalıştırılan sigortalıların 506 sayılı Kanunun 9'uncu maddesinde öngörülen süre içinde SSK.'na bildiriminin yapılarak çalışmalarının sosyal sigorta hakları bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Sigortalı çalıştıran her işyerinin, yükümlülükleri ile işveren işlemlerinin dosya bazında takibi ile prim ödemelerinin sağlanması açısından, sigortalı çalıştırılan ve “işyeri” niteliğini taşıyan işyerlerinin, işveren beyanına dayalı olarak 506 sayılı Yasa kapsamında tescili gerekmektedir. Bir diğer yön, çalıştırılan sigortalıların prim belgelerinin yasada öngörülen yasal sürede Kuruma verilmesi gereğidir. Belirtilen bu yükümlülüklerin işveren tarafından yasal sürede ve belirtilen usul ve esaslar dahilinde yerine getirilmemesi halinde SSK. re'sen işlem yetkisini kullanmaktadır. Re'sen işlem, işveren yükümlülüklerinin ihlali halinde, genelde, kullanılan bir yetki olup, asıl olan sorumlulukların zamanında yerine getirilmesidir.

Sosyal Sigortalar Kurumuna tanınan re'sen işlem yetkisi, hukukun üstünlüğü ve Anayasanın eşitlik ilkesi  uyarınca herkesin dava hakkının bulunması hukuksal normları karşısında, sınırsız ve genel olarak kullanılan bir yetki olmayıp, itiraz ve dava hakkı ile sınırlama ve kontrole tabi tutulmuştur. Kurumun re'sen işlemine karşı 506 sayılı Yasa ve düzenleyici işlemlerle işverenlere itiraz hakkı tanınmıştır. İşveren itirazlarının Kurumca reddi halinde işveren yetkili İş Mahkemelerinde dava açma hakkına sahiptir.

 

 

––––––––––––––––––––––––

(1)    R.G. 07.01.2000 tarih ve 23929 sayılı.

(2)    R.G. 24.01.2000 tarih ve 23940 sayılı.

(3)    Ayhan Abdurrahman; “506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre İdari Para Cezası ve Re'sen Yapılacak İşlemler, Eskişehir A.Ü.İİBF. Dergisi, 1993/1-2.

(4)    Y. 10. HD. 30.3.1979, 7194/2837.

(5)    Y. 10. HD. 14.9.1981, 3835/4519.

(6)    Y. 10. HD. 7.2.1974, 1218/2178 sayılı Kararında; 30 günlük itiraz süresinin usuli süre niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.

(7)    Y. 10. HD. 28.6.1985,1983/12-898, 1985/650; ölçümleme işleminde bu yöne ilişkin verilen Karar.

(8)    Saraç Coşkun; İşverenin Prim Ödeme Yükümlülüğü, Cemiyet yayınları, Ankara 1998.

(9)    Y. 21. HD. 14.3.1996, 1256/1381, YKD.Şubat 1997